hârikulâde


hârikulâde
(A.)
[ ﻩدﺎﻌﻝا قرﺎﺧ ]
olağanüstü.

Osmanli Türkçesİ sözlüğü . 2015.

Look at other dictionaries:

  • harikulade — sf., Ar. ḫāriḳ + ˁāde Eşi görülmemiş, şaşkınlık yaratıcı, olağanüstü Elimde büyük bir şairin harikulade kitabı var. A. Haşim …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • HÂRİKULÂDE — Fevkalâde, âdetin hâricinde bulunan şey, eser. Görülmedik derecede. Son derece kıymet ve ehemmiyeti hâiz olan şey …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • DÂHİYE — Hârikulâde zekâ ve fetanet sahibi. * Âfet, belâ, musibet. Kazâ. Emr i azîm. Büyük iş ve hâdise …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • harikuladelik — is., ği Harikulade olma durumu veya özelliği, olağanüstülük …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • korkunçluk — is., ğu Korkunç olma durumu Korkunçluğun içinde harikulade tablolar birbirini kovalıyordu. R. H. Karay …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • küşayiş — is., esk., Far. guşāyiş Açıklık, ferahlık Bu yıl Çamlıca horozlarının sesleri harikulade bir küşayişle gür ve işlekti. A. Ş. Hisar …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • olağanüstü — sf. 1) Alışılmıştan, benzerlerinden farklı olan, fevkalade Bazı kentlerin, insanın üstünde olağanüstü bir etkisi oluyor. H. E. Adıvar 2) Beklenmedik bir zamanda yapılan, önceden tasarlanmamış olan, fevkalade İlk önemli dedikodu, olağanüstü… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • akla (veya akıllara) durgunluk vermek — hayranlık uyandırmak Fatih Sultan Mehmet Han hazretlerinin akıllara durgunluk veren bir fetihle Osmanlı mülkü hâline getirdiği İstanbul dünyanın en güzel, en harikulade şehridir. B. Akyavaş …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • BİD'AT-ÜZ ZAMAN — Zamanın bid ası. Yeni çıkan harikulâde şey. Zamanın acib ve garibi …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • DAHİ — Eşine ender rastlanır, hârikulâde zekâ, fatanet ve hikmet sâhibi …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük